Content area
Abstract
Üç tarafi denizlerle çevrili olan ülkemizde denizciliğin tarihi çok eskilere dayanmasına rağmen yakın bir döneme kadar Osmanlı denizciliği denilince akla deniz savaşları, donanma ve Tersane-i Amire gelmekteydi. Buna karşın Osmanlı'da deniz ticareti ve buharlı geminin Türkiye'ye gelişinden sonra kurulan işletmeler yeterince ele alınıp incelenmedi. Bu cümleden olarak Osmanlı Devleti'nde deniz taşımacılığı alanında çok önemli bir yeri olan İdâre-i Mahsüsa hakkında yeterli ve derli toplu bir çalışmanın olmadığı görülür. Bu konuda yazılanların bir kısmı da ilmi olmaktan uzaktır. Bu konuda yapılan çalışmaların başında Türkiye Denizcilik İşletmelerinin çıkardığı Türk Deniz Ticareti ve Türkiye Denizcilik İşletmeleri Tarihçesi adlı iki ciltlik eser gelmektedir. Bu eserin ilk cildinde elde bulunan bazı belge ve ikinci el kaynaklara dayanılarak genel olarak Türk Denizciliği, Tersane-i Amire ve kısaca Osmanlı denizciliği ele alınır. İkinci ciltte ise, Osmanlı Seyr-i Sefâin İdâresi, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'na katılan gemilerin faaliyetleri ve mürettebatın ayrıntılı listeleri incelenmektedir. Osmanlı denizciliğini konu alan bir diğer çalışma da Eser Tutel'in Seyr-i Sefain Öncesi ve Sonrası adını taşıyan çalışmasıdır. Her iki eser de ikinci el kaynaklara dayanır. Görüldüğü gibi, konu hakkında yapılan çalışmalar birinci elden tarih kaynaklarına dayarimaktadır. Bu ise, hataların tekrarlanmasına zemin hazırlamaktadır. Oysa arşiv kaynakları ve dönemin basını bu konularda çok hacimli ve açıklayıcı malzemeyi barındırmaktadır. Bu yüzden söz konusu birinci elden kaynaklara dayanılarak konunun yeniden ele alınması zarureti doğmuştur. Bizi bu hususu incelemeye iten asıl sebep budur.
Tezin esas konusunu Osmanlı Devleti'nin kamu alanında taşımacılığını yapan işletmelerden İdâre-i Mahsüsa'nın kuruluşu, faaliyetleri ve sosyo-ekonomik etkileri oluşturmaktadır. 1875-1910 yılları arasında faaliyet gösteren İdâre-i Mahsüsa, aslında Hazine-i Hassa Kumpanyası'ndan başlamak suretiyle Fevâid-i Osmâniyye ve İdâre-i Aziziyye vapur işletmelerinin bir devamıdır. Devlet kanunlarına tâbi olan bu işletmeler ve İdâre-i Mahsüsa devletin özellikle askeri taşımacılığı yanında hacı ve muhacir naklini de üstlenmiş ve devletin bu alandaki ihtiyacını büyük ölçüde gidermiştir.
Çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte genel anlamda Osmanlı Devleti'nde deniz taşımacılığı ve MI. Selim ile H.Mahmud zamanında denizcilik alanında yapılan çalışmalar; Fevâid-i Osmâniyye ve İdâre-i Aziziyye kumpanyaları, bunun yanında konunun anlaşılması açısından önemli oldukları inancıyla Osmanlı deniz taşımacılığında mühim yeri olan Tersane-i Amire, Şirket-i Hayriyye ve diğer şirketler; ikinci bölümde İdâre-i Mahsüsa'nın kuruluşu, faaliyetleri ve sosyo-ekonomik etkileri; son bölümde de, İdare'nin bir İngiliz şirketine devredilme teşebbüsü ile Osmanlı Seyr-i Sefâin İdâresi'ne dönüştürülmesi konuları ele alındı.
Tezin büyük bir bölümü arşiv vesikalarına ve gazetelere dayanmaktadır. Açıkça ifade etmek gerekir ki, bu konuda sayısız belge bulunmaktadır. Belge sayısının çokluğuna rağmen belgelere istinaden ortaya”çalışılan bazı hususlar açıklığa kavuşturulamadı. Bunun nedeni literatür azlığı ve belge serilerinin eksikliğidir. Çalışmada başka yazarların hatalarını düzeltmekten ziyade arşiv belgeleri ışığında tespit edebilen doğruların verilmesine özen gösterildi. Kullanılan arşiv belgelerinin tamamı Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nden elde edildi. Bunun yanında konumuzla ilgili pek çok belgenin olduğunu tahmin ettiğimiz Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Arşivi'ne başvurmamıza rağmen olumlu veya olumsuz bir cevap alamadık.
Herbiri birer tez konusu oluşturan işletmeler hakkında yapılan böyle bir çalışmada birtakım eksiklik ve hataların olması tabiidir. Bu alanda birinci elden kaynaklara dayanılarak yapılan ilk çalışma oluşu gözönüne alınarak, ayrıntıda yapılabilecek hata ve eksikliklerin bağışlanacağını umuyoruz.
Nihayet araştırmanın yapılmasında beni yönlendiren, daha sonraki çalışma ve yazma aşamalarında sürekli destek olan ve tüm meşguliyetine rağmen ikaz ve görüşlerini esirgemeyen değerli danışman hocam Doç. Dr. Ali Akyıldız'a teşekkürü bir borç bilirim.





