Content area
Abstract
ABD dış politikası kökenleri itibariyle diğer devletlerden ayrılan ve kuruluşundan beri sistematiğini koruyan bir politika olarak karşımıza çıkmaktadır. Temelleri Amerikan istisnacılığının üzerine kurulan bu politika, başlarda “yalnızcı” bir politika izlemiş ancak zamanla realizmin en büyük uygulayıcısı haline gelmiştir.
ABD dış politikası, tarih boyunca farklı kişiler tarafından yönetilmiş ancak bu yönetimlerin hiçbirinin etkisi Henry A. Kissinger kadar fazla olmamıştır. Almanya doğumlu olup, antisemitizm akımından kaçmak amacıyla, gençlik yıllarında ABD’ye sığınan Kissinger, Harvard Üniversitesi’ni dereceyle bitirip, Richard M. Nixon döneminde Ulusal Güvenlik Danışmanı olmuştur. Görev yaptığı dönem boyunca Vietnam Savaşı’nın sona erdirilmesi, Çin açılımı, Sovyetler Birliği ile Detant dönemine girilmesi, Arap- İsrail sorunu ve mekik diplomasisi gibi ABD tarihinin en önemli dış politika olaylarının altına imzasını atan Kissinger, ABD tarihinin Ulusal Güvenlik Danışmanlığı ve Dışişleri Bakanlığını aynı anda yürüten ilk diplomatı olmuştur. Richard Nixon ile beraber bir dış politika yürüten Kissinger, Watergate skandalına tanıklık etmiş ve sonrasında Başkan Gerald Ford çalışmıştır.
Görev yaptığı süre boyunca ABD idealizmi ve çıkarlarının en etkin savunucularından biri olan Kissinger, realpolitik alanında her zaman örnek gösterilen bir siyasi olmuştur. Görev süresi dolduktan sonra dahi, fikirleriyle, makale ve kitaplarıyla ABD dış politikasına yön vermeye devam etmiştir. Kissinger, özellikle “savaş suçlusu olduğu” iddialarıyla, ABD tarihinin en çok tartışılan siyasilerinden biridir. Bu çalışma, Henry A. Kissinger’ın ABD’nin geleneksel dış politikasının çizgileri dışına çıkarak uyguladığı sıra dışı hamleleri analiz etmektedir.





