Content area
Abstract
Kalp ve damar hastalıklarından sonra başlıca ölüm nedenlerinin ikincisini oluşturan kanserin görülme sıklığı gün geçtikçe artmaktadır. Güncel istatistiki verilere göre kansere yönelik çeşitli belirtiler ile sağlık kuruluşuna başvuran her on kişiden birine kolon kanseri tanısı konmaktadır. Görülen artışa bağlı olarak, klinikte kullanılan kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi gibi tedavi seçeneklerine kıyasla yan etkisi daha az olan ve hedefe yönelik yeni tedavi yöntemlerine ihtiyaç doğmaktadır. Doğal olarak bitkilerde bulunan ya da yapay olarak sentezi yapılabilen bileşikler olan kalkonlar, anti kanser başta olmak üzere geniş bir biyolojik aktiviteye sahiptir. Yapılan bu tez çalışmasında, benzofuran halkası bağlı 3-nitrofenil kalkon türevinin [3-(3-Nitrophenyl)-1-(benzofurane-2-yl)-2-propen-1-one] insan kolon kanseri hücreleri (HCT-116, HT-29) üzerindeki anti kanser etki ve mekanizmaları araştırılmıştır. Türevin hücre canlılığına etkisi SRB yöntemi ile belirlenip elde edilen sonuçlardan yola çıkarak ileri analizlerde kullanılmak üzere doz ve tedavi süresi seçimi yapılmıştır. Ayrıca, klinikte insan kolon kanseri tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir kemoterapötik ilaç olan 5-fluorouracil ile kombinasyon çalışması yapılmıştır. Hücre ölümünün hangi mekanizma üzerinden gerçekleştiği (apoptozis/nekrozis) Anneksin-V/Hoechst/Propidyum İyodür üçlü boyama yöntemi ile floresan mikroskopta analiz edilmiştir. Akım sitometrisi ile apoptotik yolakta görevli Kaspaz 3/7 moleküllerinin düzeyleri kantitatif olarak belirlenmiştir. Hücre döngüsünün hangi evrede baskılandığı akım sitometrisi kullanılarak analiz edilmiştir. Hücre ölüm mekanizmalarından olan apoptoz ile ilişkili proteinlerdeki değişimler Western Blot yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Son olarak, hücrelerin migrasyon ve koloni oluşturma yeteneklerine olan etkisi araştırılmıştır. Bulgular doğrultusunda, türevin insan kolon kanseri hücrelerinde doza ve zamana bağlı olarak sitotoksik aktivitenin artışına ve apoptozise neden olduğu, G0/G1 evresinde hücre bölünmesini baskıladığı, migrasyon ve koloni oluşturma yeteneklerinde ise azalmaya neden olduğu bulunmuştur.





