Content area
Abstract
Musiki insanlık tarihi ile beraber doğmuş bir sanattır. En basit ve eğitimsiz kavimlerde bile musiki ön planda tutulmuştur. çünkü musiki, anlatımın yalın sözle bittiği yerde başlar ve duyguları ölçülü seslerle anlatır.
'Ölçülü seslerin ne olduğu bir takım bilimsel tanımlarla açıklanmakla birlikte, insanoğlunun yaratılıştan güzel ve ölçülü seslere karşı ilgi duyacak şekilde dünyaya geldiği muhakkaktır. Bundan dolayı hislerini dışa ölçülü seslerle aktarır.
tran'lı düşünür Sadi, türkü söyleyen bir çocuğun uçan kuşu durdurduğunu ve develeri coşturduğunu söyler. 1 Gazzfili de, "thya"nın 8. kitap 2. babında "Kalbde öyle bir fazilet (vecd) vardır ki, sözle ifade edilemez. Vecd ancak musik1 dinlenince duyulan haldir." sözleri ile, musikinin nasıl bir etkiye sahip olduğuna işaret etmiştir. 2
Bütün doğu dünyası asırlarca bu vecd ile yaşamıştır. Büyük Hind kahramanı Rama'nın hayatını anlatan destanda şu sanrıara bakınca musikinin insan ruhundaki güçlü etkisi daha iyi anlaşılır:
"Rama ile kardeşi, Hükümdar Janaka'nın sarayında misafir oldular. Ertesi sabah şehrin her sokağından akseden ud nağmeleri ile uyandılar. Bu eski adet, hala Hindistan'ın birçok şehrinde hüküm sürmekte ve şehir halkı, kötülük getiren haykırmalarla ve çığlıklarla değil~ güzel nağmelerle ve tatlı seslerle uyandırılmaktadır. Çünkü, sen ve kaba seslerin insan ruhunu boğduğuna ve insan zihnini karışurdığına inanılır. ,,3
İslam aleminde de insanlar, sabah ezanının ruhu okşayan nağmeleri ile uyanmaya, bu hoş musiki ile güne başlamaya yüzyıllardır alışagelmişlerdir. İsHim bilginlerinden İbn-i Rüşt de, müzikte yalvarıcı ve korkutucu nağmeleri, hayvan çığlıklarının ve tabiat seslerinin kopye edilmesi gibi basit melodileri benimsemediği gibi bu nağmelerin dinleyenler üzerinde kötü etkiler yapacağını düşünür. 4 Musiki'nin bu etkileıi dolayısı ile diğer ilimler arasında dikkati çekmiş, özellikle İsHim fileminde Emevller ve Abbasller devrinde diğer ilimler yanında musiki ilmi ile ilgili çalışmalarda önemsenerek sUrdürülmUştU. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de musiklden iruh hastalıkları tedavisinde bile y
Musiki, Latince "Musica" kelimesinden gelmektedir. Musica ise, Eski Yunanca "Mousike" veya "Mousa"dan alınmıştır. Bazı yazarlar bu kelimenin etimolojisinin "Muse" (melek) manasından kaynaklandığını öne sürmüştür. 5 Musiki, dUzenlilik kurallarına dayanır, insanın kelimelerle anlatamıyacağı bazı düşUncelerini ve duygularını seslerle anlatmasına yardımcı olur. Bu bakımdan bir dildir.6
Farabi (ö. 339/950) ihsfiu'l-UICım (İlimlerin Sayımı) adlı eserinde yaptığı ilimler tasnifinde musikiyi, aritmetik, geometri, optik, astronomi, ağırlıklar ilmi gibi ilimler arasında matematik, yani "Tmiml ilimIer" kategorisine dahil etmiştir'? MQsiki'yi, melodilerin çeşitleri, neden niçin ve nasıl bir araya getirildikleri, daha etkili olmaları için hangi hallerde bulunmaları gerektiğini bildiren bilim olarak tarif etmiştir. O'na göre musiki ilmi iki dala ayrılıyordu. a) Amell MQsiki, b) Nazari Musikı. Daha sonra "Nazari mQsiki"yi beş bölUme ayırmıştı. ı. MQsikı ilminin konusu, 2. Nağmelerin çıkanlması ve çeşi~eri, melodiyi meydana getiren ses guruplan, 3. Müzik aletleri üzerinde seslerin çıkış yerleri, 4. Usuller ve sınıflandırılması, 5. İse, melodilerin meydana getirilmesi ve beste yapma uygulamaları.





