Content area
Abstract
Batı Avrupa'da Aydınlanma olarak adlandırılan süreç, birbirinden tamamen bağımsız olmamakla birlikte, ülkelerin içinde bulunduğu dini, siyası ve kültürel konumlarına göre değişik zamanlarda ve değişik şekillerde gerçekleşmiştir. Aydınlanma sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkan 1789 Fransız Devrimi, bireysel hak ve özgürlüklere vurgu yaparak eşit, özgür ve kardeşçe yaşanacak bir dünya kurmayı öngörmüştü. Ancak Devrim sonrası süreçte bu söylemlerin tam aksi gelişmeler yaşanmıştır. 19. yüzyılın ilk yarısında klasik ekonomi politik ve yaşanan savaşlar nedeniyle bir taraftan burjuvazi lehine bireysel hak ve özgürlükler kısıtlanırken diğer taraftan kıt kaynakları kısıtlayarak doğal dengeyi bulmaya çalışan yaklaşımlar, güçlünün hayatta kalmasını savunan çatışmacı düşüncenin zeminini hazırlamıştır.
Çatışmacı düşünce lehine Aydınlanma'da en büyük kopuş, 1859 yılında Charles Darwin'in doğal ayıklanmacı evrim teorisini ortaya koyduğu Origin of Species (Türlerin Menşei) (1859) adlı eseriyle yaşanmıştır. Bunun nedeni teorinin aşağıdaki özellikleriyle içinde bulunulan döneme hitap etmesidir: Birincisi, basit mekanik doğal ayıklanmacı yaklaşımla tüm varlığın oluşumunu açıklamasıyla materyalist düşünceyi geniş halk kitlelerine anlatma imkanını sunmasıdır. İkicisi, çatışmacı düşüncenin toplumsal gerçeklikle birebir örtüşmesidir. Üçüncüsü ve belki de en önemlisi bilimin kutsandığı bir dönemde biyolojik evrim teorisini bilimsel retorikle sunmasıdır. Ayrıca evrim teorisi bir taraftan doğal ayıklanmacı özelliğiyle liberal (laissez-faire) ekomonik düşünceyi meşrulaştırırken, diğer taraftan da mücadeleyi gelişmenin temeli saymasıyla Marksçısınıf çatışması düşüncesini desteklemiştir.
Darwin, eserinde biyolojik evrimi ortaya koyduğunu iddia etmesine rağmen 19. yüzyılın ikinci yarısında teorisi, biyolojiden çok felsefe ve sosyal bilimler alanında önemli tartışmalara neden olmuş ve hemen hemen etkilemediği hiçbir bilim dalı ve düşünce kalmamıştır. Sosyal Darwinizm olarak adlandıran ve canlıların evrimleşmesinde olduğu gibi toplumsal ilerlemenin de, hayatta kalmak için kıt kaynaklar için verilen yaşam mücadelesi sonucunda meydana gelen ayıklanmayı vurgulayan bu düşünce 19. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vurmuş, hatta bazı düşünürler tarafından Birinci Dünya Savaşı'nın nedeni olarak da gösterilmiştir.
Genel kanının aksine bu dönemde Batı'da Auguste Comte'un pozitivizmi, gerek Fransa'da gerekese diğer ülkelerde Darwinizmin gölgesinde kalmıştır. OsmanlıTürk modernleşmesinde de pozitivizm olarak değerlendirilen arka plan aslında ağırlıklı olarak sosyal Darwinist temaları içermektedir.
Bu çalışmanın genel çerçevesini Batı'da sosyal Darwinizm üzerine yaşanan tartışmalar ve özelliklede de söz konusu düşüncenin Osmanlı aydınları üzerine yaptığı etkiler oluşturmaktadır. Bu nedenle çalışmanın konusunu “Sosyal Darwinizm ve Osmanlı Aydınları Üzerinde Etkileri (1860-1914)” şeklinde belirledik. Osmanlı aydınının, Batı'nın mutlak üstünlüğünü kabul ettiği ve modernleşmek için yönünü tamamen Batı'ya çevirdiği bu dönemde sosyal Darwinist düşünce materyalizm ve pozitivizmden daha kapsayıcı toplumsal proje önerisi sunmaktaydı.
Bu çerçevede söz konusu düşüncenin Osmanlı aydınları üzerinde nasıl, ne şekilde ve ne derecede etkilediğinin sağlıklı bir değerlendirmesini yapabilmek için öncelikle bu düşüncenin Batı'da nasıl ortaya çıktığına ve Batı düşüncesini ne şekilde etkilediğine ve daha sonra Osmanlı aydınının söz konusu düşünceyi nasıl algıladığına bakmak gerekmektedir. Araştırmamızda özellikle sosyal Darwinizmin ülkeler bazında nasıl etkili olduğu incelenmiş daha sonra Osmanlı-Türk modernleşmesindeki konumu irdelenmiştir.
Batı'yla karşılaştırıldığında sosyal Darwinist düşünenin Osmanlıdaki serüveninde özel bir durum göze çarpmaktadır. Biyolojik evrim teorisinin ortaya atılmasından II. Meşrutiyet'in ilanına kadar geçen dönemde gerek düşünce ikliminden gerekse sansürden dolayı bu teori açıkça ifade edilememesine rağmen, sosyal Darwinist düşünce hemen hemen Batı'yla eşzamanlı olarak tartışılmaya başlanmıştır. Biyolojik evrim teorisi ancak II. Meşrutiyet sonrası görece Özgürlük ortamında ifade edilebilmiştir.
Bu çerçevede dört bölümden oluşan bu çalışmada Birinci Bölümde, “gelenekten kopuş” olarak adlandırdığımız materyalizmden Darwinizme geçişi açıkladıktan sonra Darwinizm ve doğal ayıklanma düşüncesinden sosyal Darwinizme geçiş incelenmiştir.





