Content area
Abstract
Tarih boyunca pek çok depreme maruz kalan İstanbul, 19. yüzyılın son büyük depremini 10 Temmuz 1894 günü yaşadı. Ardı ardına üç sarsıntıyla meydana gelen deprem, İstanbul’da büyük bir yıkıma neden oldu. Durumun anlaşılmasının ve depremin yarattığı şaşkınlığın atlatılmasının hemen ardından padişah, mevcut tabloyu görebilmek amacıyla Şehremini Rıdvan Paşa ve Zaptiye Nazırı Hüseyin Nazım Paşa’yı görevlendirdi. Tablonun az çok ortaya çıkması üzerine de hükümet, depremin neden olduğu hasarı ve kayıpları telafi etmeye çalıştı ve eldeki tüm imkânlarını bunun için seferber etti. Diğer yandan depremin meydana geliş sebebini, etkilerini kısaca bu depremi bilimsel olarak incelemek amacıyla Atina Rasathanesi profesörlerinden Eginitis’i İstanbul’a davet etti. İstanbul’a gelen Eginitis, depreme ilişkin bir rapor hazırladı.
Aradan geçen zaman içinde depremin yarattığı hasar tablosu daha da netleşti. Öyle ki, deprem, İstanbul’da 20.000’den fazla sivil yapının ve 1.500’e yakın da kamu binasının hasar görmesine neden olmuştu. Bu tablonun maliyeti ise, devletin bütçesini oldukça aşıyordu. Bunun üzerine daha önce yaşanan doğal afetlerde tecrübe edilen iane uygulamasına müracaat edildi. Yurtiçi ve yurtdışından Müslim-gayrimüslim halka yardım çağrısında bulunularak deprem yaraları nispeten sarılmaya çalışıldı. Öte yandan hasar gören bazı kamu binalarının onarımı için Osmanlı Bankası’ndan kredi alındı
1894 Depremi, halkın zihninde de derin yaralar açtı. Halkın toplandığı semaî kahvehanelerinde dilden dile söylenen destanlara ve şiirlere konu oldu. Kısaca, İstanbul halkının eski hayatına dönmesi uzun bir zaman aldı.





