Content area
Abstract
Bu tez, Türkiye’nin dış politikasında uluslararası meşruiyet anlayışının “ne anlama geldiği” ve bir meşruiyet kaynağı olarak BM ve kararlarının Türkiye’nin dış politikasını “hangi boyutuyla” ve “nasıl” etkilediği temel sorusuna cevap aramıştır. Bu hedefle, ilk olarak “meşruiyet” kavramını analiz edilebileceği üç temel alt boyut çerçevesinde, (1) hukuki, (2) ahlaki ve (3) siyasi meşruiyet olarak tanımlamıştır. Bu tanımlama neticesinde, meşruiyetin, hukuki ve ahlaki boyutları olan “normatif” bir faktör olduğu kadar, siyasi mücadele içerisinde “araçsal” bir faktör olduğunun altını çizmiştir. Bu bağlamda, devletlerin normlara ve örgütlere sadece “ilkesellik” anlayışıyla değil, aynı zamanda, güç ve çıkar elde etme amacı çerçevesinde “siyasi” bir yaklaşımı da olduğunu vurgulamıştır. Bu çerçevede, bir uluslararası örgüt olarak BM’nin “hukuki meşruiyet” boyutuna ilaveten, uluslararası düzlemde ve iç siyasette devletlerin politikalarını “meşrulaştırma” siyasi rolüyle de ön plana çıktığını göstermiştir.
Daha sonra bu kavramsal ve teorik çerçeveden yola çıkarak, Türkiye’nin dış politikasında BM’nin rolünü, meşruiyetin tanımlanan bu üç boyutu çerçevesinde analiz etmiştir. Soğuk Savaş sonrası dönemde, Balkanlar ve Ortadoğu bölgesinde ortaya çıkan dört önemli bölgesel krizi (1990-1991 Körfez Savaşı, 1992-1995 Bosna Savaşı, 1999 Kosova krizi ve 2003 Irak Savaşı) karşılaştırmalı bir şekilde değerlendirmiş, Türkiye’nin dış politikasında kuvvet kullanımı söz konusu olduğunda meşruiyetin arandığı “temel adresin” BM normları ve kararları olduğunu tespit etmiştir. Türkiye’nin meşruiyet arayışında BM ve kararlarına sadece “hukuki meşruiyet” kaynağı olarak ve “ilkesellik” anlayışıyla değil, aynı zamanda, “siyasi meşruiyet” kaynağı olarak, güç ve çıkar elde etme amacı çerçevesinde “araçsal” bir yaklaşımı da olduğunu göstermiştir. Ayrıca, BM ve kararlarının dış politikaya etkisinin, iç siyasetten bağımsız değil, “iç siyasi faktörlerin” etkisi çerçevesinde gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Bu anlamda da, Türkiye’nin dış politikasında uluslararası meşruiyet anlayışını ve BM’nin rolünü sadece “ilkesellik” anlayışıyla açıklayan yaklaşımlara alternatif, yeni bir kavramsal ve teorik bakış açısı sunmaya çalışmıştır.





